SİYASETİ ADAM GİBİ YAPMAK…

Bilmem biliyor musun ama bu kültürde Mevlana ismiyle maruf bir adam var:

Mutasavvıf, mürşid-i kâmil…

Sufi (Sofi) yani…

Yok, kafalarında uzun külahlar, beyaz elbise giyenler Mevlana değil.

Ettikleri de dans değil zaten, Sema…

Bakma turstik faaliyete döndürülmesine o dönüşlerin.

Bir tür ayin.

Mevlevî onlar…

Mevlana’nın yolundan gidenler…

Doğru, büyük adam Mevlana.

Şöhreti sufi olmasından değil, geliştirdiği felsefeden:

“Ne olursan ol, gel!” diyor.

“ İster kâfir, ister Mecusi, ister putperest ol, gel!”

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan bile, “Yok!” demiyor sana.

Çünkü rahmeti gazabından üstün olanın kulu O,

Ümit var olunması gerektiğini bir emr-i İlahî olarak kabul eden

“Bizim dergâhımız ümitsizlik dergahı değildir.” demesi ondan.

Ümidini kesmez insandan.

Senden benden diye ayırmaz

“İnsan” der.

Her hal ü kârda insan.

Elin gavuru Madonna dahi biliyor Mevlana’yı, O’ndan esinleniyor.

Sen hakikaten Mevlana’yı biliyor musun?

Yunus var bir de.

Bizim Yunus…

Tapduk’un talebesi Yunus Emre…

“Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil” diyen Yunus.

Büyük şair,büyük Türkçeci, büyük mutasavvıf ve büyük insan sever…

Sevmeyi, bir ilahi emir telakki eder O da.

“Yaradılanı severiz yaradan’dan ötürü” demesi ondan.

Madem ki Allah’ın yeryüzündeki halifesidir insan, sevilmez mi?

“Bir insanı kurtarmak bir alemi kurtarmaktır” düsturu sırf bu sebepten…

Sahi sen Yunus’u hakikaten biliyor musun?

Bismillah, daha dün bir, bu gün iki…

Siyasete kan bulaştı.

Niye?

Onlar bizden değil, diye.

Sen kim, ben kim, onlar kim?

Şahıs zamiri değil, insan, insan…

Benim komşum, onun kardeşi, bunun yeğeni, şunun oğlu.

Biz bunca yıl niçin “Kahrolsun PKK!” diye bağırdık avaz avaz?

Bir sürü sebebi var haklısın.

Mesela; bizi bizden ayırmasına kızdık da ondan.

Ama en çok insanı öldürdüğünden…

Sivil yada asker, insanı katlettiğinden.

O bölücülük de bu ne?

Farkı ne?

Bizim gibi düşünmüyorlar diye, alış veriş yapmayacak mıyız dükkanlarından?

Yolda karşılaştığımızda selam vermeyecek miyiz?

Evlerimizin sokağa bakan cephelerini mi ayıracağız, onları görmeyelim diye.

Gettolar mı oluşturacağız bizden olmayanların girmediği?

Bizim partimize oy vermiyorlar diye öldürülmelerine fetva mı çıkaracağız?

Bu yaptığımız bölmek olmuyor mu, biz bölücü olmuyor muyuz bunu yaptığımız zaman?

O zaman bizim ne farkımız kalıyor PKK’dan?

Hadi size 10 puanlık bir soru?

Size, Yasin Börü ile iktidar arasında bir tercih yapın denilseydi, siz Yasin’in ölümünü mü onaylardınız sayın İslamcı?

Ya siz, hümanizmi dilinden düşürmeye solcu beyefendi?

“Berkin Elvan devrim şehidi olsun, ben de koltuk sahibi” mi diyecektiniz yoksa?

Ve sen, benim ülkücü kardeşim, hangi makamı değiştirirsin Fırat Yılmaz ÇAKIROĞLU’nun gören gök rengi gözlerine?

Stadyumlarda bile görmek istemediğinizi niçin taşıyorsunuz sokağa?

Bir spor terimi olmaktan çıkıp neredeyse siyaset terimi haline ha geldi ha gelecek Holiganizm.

O denli anlamsız, o denli saçma, o denli gayr-ı insani yaptıklarımız.

Demokratik hakkındır:

Söylemi fikrine uygun olan için oy topla.

Meydanlara çık, konuş, ikna et insanları.

Ama vurup kırma, insanlığını ve insanı öldürme!

Hilm ile söyle, güzel söyle.

Kolaylaştır zorlaştırma, müjdele ama korkutma.

Öyle demişti ya şair:

“Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey”.

Siyaset ve iktidar bile…

İnsana hizmet için yapılır siyaset.

Holiganlıktan vazgeç emmoğlu.

Siyasete sporu alet etme!

YORUM EKLE