AHVAL-İ SİYASİYE-İ AĞRI: YANİ KUMDA OYNAMA SANATI

Bu sitede yazmaya başladığım ilk günkü yazımı hatırlayın.

Ne demiştim?

Hatırla lütfen:

Ağrı ile ilgili kararları Ağrı’da yaşayanlar versin, demiştim.

Turistik tatil için gelenlerin burnunu sokacağı iş değil bu, demiştim.

Ukalalık edip kimseye akıl verecek halim yok. Bana ne, demiştim.

Ve birkaç demiştim daha demiştim.

Hepsini saydırma şu saatte.

Şimdi bunu niye dedim, değil mi?

Açığımı bekleyen o emmoğlu var ya, fırsatı ganimet bilip, “Sözünü yedi!” deyip ortalığı velveleye vermesin diye.

Hem siyasetten sıdkı sıyrılmış adamım ben,

Partisiz, patırtısızım.

Bu cümleyi sırf kafiye olsun diye

“Ağrı’dır tek sızım” mısraıyla bağlayacağımı düşünüyorsan yanıldın.

Yok öyle bir kaygım.

Ben gördüklerimi, gözlemlerimi yazacağım.

Emmoğlu düş yakamdan, bırak da yazımı yazayım.

Memlekete vakitsiz varınca, bir hengâmenin ortasına düştük.

Malum, yerel seçimler var.

Ben de tam aday adaylık sürecinde gidince, buradaki arkadaşların bir kısmının kafasında floresanlar yanmış (Ayıptır söylemesi, bu arkadaşlar pek bir düşkündürler simgelere de).

Hilal idi!

Yay idi!

Hilal idi!

Yay idi! diye iddiaya bile girmişler.

Arayıp kutlayanlar bile oldu, inanır mısın?

Bir de bir sürü dil döktük,

Yemin Billah’lar ettik de bu cinsten bir sebeple gelmediğimize öyle ikna ettik.

Mevzu ben değilim.

Geçelim.

Yeni sistem ittifakları,

İttifaklar seçime giren parti sayısını düşürdü.

Siyasetin eski yoğunluğu ve eğlencesi kalmadı iddiası bir hakikatse de- nispeten- bizim memlekete birebir uymaz bu yargı.

Zira; Ağrı’da siyaset deyince, iki hadi bilemedin üç hakikat üzerinde yürürsün.

Dördüncüsü fantazidir.

Bu keskinlikte bir romantizm melankoli yapar önce, bir müddet sonra da öldürür.

Ağrı siyasetinin ilk hakikati:

Eğer mucize kabilinden çok büyük bir şey olmazsa seçimi kazanma ihtimali olan parti sayısıdır:

Rakamla:2, yazıyla: İki…

Kırk yıldır bir üçüncü yol üzerine uğraşır bizim cenah ya, arpa tanesi bizim kat ettiğimiz mesafenin yanında fidan boylu kalır.

Dedim ya bu minvaldeki bir fantezi epey bir süründürür, sonra öldürür.

Ben memleketteyken, üçüncü sınıf sosyalizm soslu aslında etnikçi ve ayrılıkçı olanı, aday adaylık sürecini başlatmamıştı henüz.

Sağın büyük partisindeydi bütün kavga ve kaygı.

Billboardlara resmini koydurtmuştu bizim Erhan.

Sırtında meşhur “winner ceket”, Cumhurbaşkanından mülhem.

Bir zamanlar, bizim Ömer Yıldız’la birlikte Ağrı’nın KADER’ini elinde tutuyordu.

Yaşlanmamış, fotoğrafta pek bir dinç görünüyordu.

Vah ki adayı belirleyecek olan O’nu görmüyordu.

Ceket “ winner “di ama netice “loser” oldu.

Canip Erat vardı bir de.

Kardeş bildiğimiz Emre Bey’in abisi.

Güçlü ailelerinden memleketin…

( Laf aramızda ben bu güçlü aile kavramını anlayamamışımdır bir türlü.

Hele bu zamanda siyasete ne gibi bir faydası var desen?

Hiç işte.

Dile pelesenk olmuş uydurulmuş bir türkü.)

Onu isteyen de çoktu.

Avcılar ve atıcılar istiyordu.

Mobilya imalatçıları,

Küçük Sanayi Sitesi Esnafı,

Kuşçular federasyonu,

Horoz Dövüşçüleri bile…

Vatandaş Canip Erat için pankartlar bile astı,

Reis kulak asmadı.

Dedemin oğlunun en çok haber yaptığı Hayati Aydemir vardı bir de.

Bir odanın başkanıydı.

Oda dediysem, sizin evin misafir odası değil,

Esnaf ve Sanatkârlar Odası.

Adının bile bin beş yüz havası.

“Hayati Aydemir ile Ağrı’yı uçurmanın şimdi tam sırası” deyu güzellemeler bile yazdı Mehmet.

Herhangi bir Mehmet değil, bizim sitenin yazarı ama hakiki şair olanı.

Bana gönderme zahmetinde bulunmadığı, kitabı bile çıktı.

Kitap sahibine hürmeten diye umut etsek de biz, Cumhurbaşkanının ağzından, Hayati Abi’nin adaylığı için bir “Evet” çıkmadı.

Millet: “porta-kalı soy-dum / Ba-şu-cuma koy-dum…”, “O/ Mo/ Kara/ Do…” ile aday sayışmacası oynarken siyasetin sihirli şapkasından tavşanın kafiyelisi çıktı.

Hukukla mahkemeyle ilgili bir meslek sahibi değil.

Adı Savcı.

İşini soracak olursanız:

Bu aralar Gökçeklerin kanalında televizyon yorumcusu.

Belki bu bir ilk olur ama şu ana kadar, uzun sayılabilecek siyaset hayatında, bir seçim kazanmış değil.

Diğer adaylardan kendisini farklı kılan ne, bilemedim doğrusu.

Belki biraz şöhreti…

Ama abi, bu şöhret o şöhret değil.

Kızlar ayılıp bayılmıyor dinlerken…

Kimse konferansa gelse de dinleyip feyz alsak, derdinde de değil.

Zaten lafını çok fazla ölçüp tartmayan, ağzına geldiği gibi konuşan biri…

Küçükken de öyleydi.

Sallamıyorum.

Ben Savcı Sayan’ın cemaziyelevvelini biliyorum.

Malazgirt Alparslan Lisesinden sınıf değil ama okul arkadaşım.

Bundan sebep bile bize “hayırlı olsun” demek düşer ya,

Daha yarışmanın ısınma turlarında Kürt kartına oynaması hoş değil.

Yazıyı bitireceğim ama bunu yazmazsam çatlarım.

Eski öğrencim, yeni dostum (ismi bende saklı) sohbet sırasında:

“İnşallah HDP kazanır.” demesin mi?

Bırakın kürtçü olmasını Kürt bile değil.

Hem nasıl Ülkücü,

Hem nasıl Ülkücü…

Yok.

Mevzu ittifak filan değil.

“ HDP kazanırsa, Cumhurbaşkanı, Vali’yi kayyım atar. Biz de hizmet görmeye devam ederiz.” dedi.

Şaka gibi değil mi?

Ama değil.

Şu kadar yüz bin kişilik şehirde bir tek Ağrılı yok, kendisine umut bağlanacak.

Memlekette herkesin adaylığını istediği, bir tek kendisinin istemediği kişi Vali Elban.

Vali, adaylığı kabul etsin diye her namazdan sonra dua ettiğini söyledi müminin biri.

Şaşırmadım, bizim millet sevdi mi tam sever.

Adam da hak ediyor ama.

Trafik sorununu çözsün diye değil, dört yola şehir görüntüsü kazandırmak için yapmış gibi geldi bana alt geçidi.

Sonra o kocaman park.

O koca meydan.

Hız kesmeden devam eden kentsel dönüşüm.

Ülkenin bu en büyük köyünü şehir yapmaya niyetli.

Elini tutan yok.

Belediye başkanı olmasa da Vali olarak dün yaptıklarını yarın yapmaya da devam etmeli.

Ben Ağrı’dayken oldu bunlar.

Hava güzeldi, gündem sıcak.

Dedim ya bölenlerin seçim süreci başlamamıştı.

Diğerlerininki de pek sancılı gibiydi.

Üçüncü yol için kapı aralamamıştı bizim delilerden biri henüz.

Olur mu?

Hiç belli olmaz.

Çünkü onlar İbrahim’in delileridir,

Ne yapsalar yeridir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dilber Turgut
Dilber Turgut - 6 yıl Önce

Kalemine sağlık koca yüreklim. Yazılarını büyük bir zevkle defalarca okuyorum. Çok güzel yazmışsın herzamanki gibi. Allah'a emanet ol. Yolun açık olsun.

Ömet kılıç
Ömet kılıç - 6 yıl Önce

Yine şahane bir tesbitti sağol

Sero_ağa
Sero_ağa - 6 yıl Önce

Dedenin oğlu son deli

Bülent balkis
Bülent balkis - 5 yıl Önce

Zeki hoca gerçekten harika ve yerinde bi yazı ben sizin nok lisesinden öğrencinizdim.