İntihar sebebi ne olursa olsun, kamuoyuna yansıyan bilgiler, Irmak Ayşe Koparan'ın görev yaptığı yerdeki yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin ciddi sorunlar yaşadığını, yer değişikliği taleplerinde bulunduğunu ve bu taleplerin karşılanmadığını göstermektedir.
Bir eğitim emekçisi neden kendisini çaresiz hisseder?
Neden yaptığı başvurular sonuçsuz kalır?
Neden dile getirdiği sorunlar çözülmek yerine görmezden gelinir?
Irmak Ayşe Koparan'ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan süreç bütün yönleriyle araştırılmalı; idari uygulamalar, verilen kararlar, reddedilen talepler ve yaşananlar bağımsız biçimde incelenmelidir. Hiç kimse makamına, unvanına ya da görevine güvenerek sorumluluktan kaçmamalıdır.
Ne yazık ki baskı, yıldırma, mobbing ve keyfi idari uygulamalar yalnızca bir ilçenin ya da bir kurumun sorunu değildir. Benzer süreçler her yerde, her kurumda yaşanabilir. Bu nedenle tüm eğitim emekçilerini yaşadıkları hak ihlallerine, baskılara ve mobbing uygulamalarına karşı duyarlı olmaya; sessiz kalmamaya ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Bir eğitim emekçisinin daha yalnız bırakılmadığı, sesinin duyulduğu ve haklarının korunduğu bir çalışma yaşamı için mücadelemizi sürdüreceğiz.






