Hukukumuzun en temel ilkelerinden biri şudur: Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller mahkemelerce hükme esas alınamaz. Bir kimsenin rızası olmaksızın sesini veya görüntüsünü kaydetmek, kural olarak hem Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal ya da özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur hem de elde edilen kaydı hukuk davalarında geçersiz kılar. Yani hakkınızı arayayım derken bir anda kendinizi ceza mahkemesinde sanık sandalyesinde bulabilirsiniz. Çünkü hukuk, yalnızca "neyin ispatlandığına" değil, o ispat aracının "nasıl elde edildiğine" de bakar.

Ağrılı Genç Adıyaman’daki Kazada Yaşam Mücadelesini Kaybetti
Ağrılı Genç Adıyaman’daki Kazada Yaşam Mücadelesini Kaybetti
İçeriği Görüntüle

Peki bu kuralın hiç mi istisnası yoktur? Yargı bu konuda her zaman kapıları tamamen kapatır mı?

İşte asıl merak edilen ve hukukun en ince dengesini oluşturan ayrım tam bu noktada başlar.

Yargıtay, geliştirdiği istikrarlı içtihatlarla bu katı kurala çok dar ve istisnai bir alan açmıştır. Eğer bir kişi; kendisine karşı işlenmekte olan bir suça (örneğin hakaret, tehdit, şantaj veya rüşvet talebi) ya da haksız fiile maruz kalıyorsa, o an yetkili makamlara başvurma imkanı bulunmuyorsa ve delilin kaybolmasını önlemek amacıyla "ani gelişen durum karşısında" başka türlü ispat imkanı olmadığı için bu kaydı almışsa, bu kayıt meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Buradaki kritik ayrım şudur: Hazırlıklı, planlı, muhatabı kurgulanmış bir tuzağın içine çekerek alınan kayıtlar kabul görmemektedir. Örneğin ortamı önceden dinleme cihazıyla donatmak, karşı tarafı kışkırtarak aleyhine beyanda bulunmaya zorlamak veya günlerce sistematik takip yaparak kayıt almak hukuka aykırıdır; bu kayıtlar hem delil vasfı taşımaz hem de cezai sorumluluk doğurur. Buna karşılık, ani gelişen bir saldırıyı, suç teşkil eden baskıyı veya başka türlü kanıtlama imkanının bulunmadığı hallerde alınan kayıtlar istisnai olarak korunabilmektedir.

Görüldüğü üzere adalet terazisi, bir hakkın ispatı ile bir insanın en temel hakkı olan mahremiyet alanı arasında son derece hassas bir denge kurar.

Kendi haklılığını kanıtlamak uğruna hukukun sınırlarını çiğnemek, çoğu zaman haklıyken haksız duruma düşmenin en kestirme yoludur. Bu nedenle, adaleti ararken kuralları ihlal etmek, aradığınız hakkı size kazandırmayabilir; aksine geride telafisi güç yeni mağduriyetler bırakabilir.

02E90452 Fbec 4505 B571 948203007C3E-1