Her devrin adamı olup, her dönem ayrı renge boyananlardan değilim.
40 yıldır adımlıyorum ben bu memleketin kaldırımlarını. Ne yönümü kaybettim ne menzilimi terk ettim.
Hiçbir şeyim değişmedi.
Hala öyle yiğitçe yürürüm kahpeleri korkutan.
Saçlarımın uzunluğu bile değişmedi ki yolum değişsin.
Bizi çirkin siyasi emellerinin, pis boğazlarını doldurmak için garip gurebadan aşırmak, beyt'ül- malı soymak gayretleri önünde engel diye gören kifayetsiz muhterisler, yanlarına aldıkları üç beş şeref yoksunuyla birlik olmuş,dün gönüllü boyandıkları karayı bu gün yüzümüze çalmak derdindeler".
Dün Fetö'nün namaz kılan imansızlar ordusunun sempatizanları oldukları için, "Hoca efendiye sövüyor!" diyerek bize düşmanlık besleyip kumpas kuranlar, yine fıtratlarının ve efendilerinin öğretisinin gereğini yapıp bize çamur atmak derdine düşmüşler.
40 yıldır bu sokaklarda benim yürüyüşüme şahit olan Ağrı'nın yiğit çocukları, mert delikanlıları, hakkaniyet sahipleri bizi de onları da bilir.
Bu çamur bize bulaşmasına bulaşmaz ya Müslüman'a gavur, Türk'e Rus demek gibi bir şey bu.
Zorumuza gider, yüreğimizi acıtır.
"Din, edeptir." demişti oysa Peygamber.
Bunlar ya peygamberi bilmiyorlar yada ahlaksız oldukları gibi peygambersizdirler de.
Korktuk mu?
Hayır.
Yıldık mı?
Asla.
Yetimin hakkını yiyenin ense kökünde boza pişirmeye,
Hırsıza hırsız demeye devam edeceğiz Allah'ın izniyle.
Bu bizim imanımızın ve ülkümüzün gereğidir.
Vazgeçmeye de niyetimiz yoktur.
Son nefes, son damla kana kadar inşallah.