Siyanürün yanı sıra arsenik, cıva, kurşun, kadmiyum ve diğer ağır metallerin toprağa, yer altı ve yer üstü sularına, havaya ve gıda zincirine karışma riski; Ağrı’dan Muş’a, Bingöl’den Elazığ’a, Fırat Havzası boyunca yaşayan milyonlarca insanı, binlerce yerleşim yerini, tarım arazilerini, mera alanlarını ve doğal yaşamı doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.
Bu kirleticeler; kanser vakalarının artması, böbrek ve karaciğer yetmezlikleri, solunum yolu hastalıkları, sinir sistemi bozuklukları, kalp ve damar hastalıkları, üreme sağlığı sorunları, doğumsal anomaliler ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi ağır sonuçlara yol açabilecek riskler taşımaktadır.
Tehlike yalnızca insanlarla sınırlı değildir. Murat Nehri ve havzasında yaşayan balıklar, su kuşları, arılar, kelebekler, yaban keçileri, kurtlar, tilkiler, ayılar, sürüngenler ve sayısız canlı türü; endemik bitkiler, meşe ekosistemleri, mera alanları ve zengin biyolojik çeşitlilik geri dönüşü çok güç, hatta bazı durumlarda imkânsız kayıplarla karşı karşıya kalacaktır.
Kirlenen su, yalnızca bugünün değil; çocuklarımızın, torunlarımızın ve henüz doğmamış nesillerin de yaşam hakkını elinden alır. Zehirlenen toprak üretmez, kirlenen su hayat vermez, yok edilen ekosistem ise yeniden inşa edilemez.
Hiçbir ekonomik kazanç; insan hayatından, temiz sudan, verimli topraktan, sağlıklı gıdadan ve yaşam hakkından daha değerli değildir.
Bu nedenle, Ağrı Diyadin Mollakara’da planlanan siyanürlü altın madeni işletmesi; telafisi mümkün olmayan ekolojik yıkımlara, insan ölümlerine, canlı türlerinin yok olmasına ve geri döndürülemez çevresel felaketlere sebebiyet vermemesi için derhal durdurulmalıdır.
Bu çağrı yalnızca Ağrı’nın, Muş’un veya bölge halkının çağrısı değildir. Bu çağrı; Murat Nehri’nin, Fırat Havzası’nın, Anadolu’nun ve ortak geleceğimizin çağrısıdır.
Bugün sessiz kalırsak, yarın çocuklarımıza temiz suyu, verimli toprağı ve sağlıklı bir doğayı bırakamayacağız.
Biz susmayacağız. Yaşamı savunacağız. Murat Nehri’ni savunacağız. Toprağı, suyu, havayı ve gelecek nesillerin yaşam hakkını sonuna kadar savunacağız.
Çünkü altın yenmez, su içilir. Altın yaşatmaz, yaşamı su yaşatır. Yaşamın olmadığı yerde hiçbir zenginliğin anlamı yoktur.
İhsan Aytemiş
Meşe Derneği Başkanı