Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre herkes, tabi olduğu kurallar çerçevesinde sağlık kuruluşunu ve kendisine hizmet verecek hekimi seçme hakkına sahiptir. Bu hak, gerektiğinde doktor değiştirme ve başka bir hekimden konsültasyon isteme imkânını da kapsar. Dolayısıyla hasta, kendi sağlığıyla ilgili süreçte edilgen değil, karar süreçlerine katılan bir kişidir.
Bir diğer temel hak, aydınlatılmış onamdır. Hekim; hastaya hastalığın seyri, önerilen müdahalenin nasıl yapılacağı, alternatif tedavi seçenekleri, muhtemel faydalar, riskler ve komplikasyonlar hakkında anlaşılır bilgi vermekle yükümlüdür. Hukuken geçerli bir rızadan söz edilebilmesi için, hastanın neye onay verdiğini gerçekten biliyor olması gerekir. Sadece imza alınmış olması, her zaman yeterli kabul edilmez.
Hastaların çoğu zaman bilmediği bir başka önemli hak da tıbbi kayıtlarına erişim hakkıdır. Hasta; dosyasını, tetkik sonuçlarını, epikrizini ve sağlık durumuna ilişkin kayıtları inceleyebilir, bunların örneğini talep edebilir. Bu hak, hem tedavinin takibi hem de olası bir hak ihlali halinde hukuki başvuru yollarının kullanılabilmesi bakımından büyük önem taşır.
Sağlık hizmeti, güven ilişkisine dayanır. Ancak bu güven, hakların bilinmesiyle güçlenir. Hekim seçme, aydınlatılmış onam ve tıbbi kayıtlara erişim; yalnızca mevzuatta yazılı kurallar değil, insan onuruna uygun sağlık hizmetinin temel unsurlarıdır.
7 Nisan vesilesiyle hatırlatmak gerekir ki, hasta haklarını bilmek yalnızca hukuki bir bilinç değil, aynı zamanda daha güvenli ve daha şeffaf bir sağlık hizmetinin anahtarıdır.