CHP Patnos İlçe Başkanı Azad Özyolcu Sahada Fırtına Gibi Esiyor
CHP Patnos İlçe Başkanı Azad Özyolcu Sahada Fırtına Gibi Esiyor
İçeriği Görüntüle

Türk Borçlar Kanunu’na göre kefalet sözleşmesi, kefilin borçlunun borcunu ödememesi riskini üstlenmesidir. Üstelik kefilin sorumluluğu yalnızca ana parayla sınırlı da olmayabilir; sözleşmenin kapsamına göre faiz, takip giderleri ve bazı fer’i alacaklar da gündeme gelebilir. Bu nedenle “borçlu ödemezse en fazla küçük bir kısmı bana yansır” düşüncesi çoğu zaman yanlıştır.

Kanun, kefili korumak için sıkı şekil şartları öngörmüştür. Kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet varsa bu sıfatın kefilin kendi el yazısıylabelirtilmesi gerekir. Ayrıca kural olarak evli kişinin kefil olabilmesi için eşinin yazılı rızası aranır. Bu şartlar, kefaletin sıradan bir imza işlemi olmadığını açıkça gösterir.

Özellikle müteselsil kefalet, en çok gözden kaçan risklerden biridir. Bu durumda alacaklı, belirli koşullarda doğrudan kefile yönelebilir. Yani “önce asıl borçluyu takip etsinler” düşüncesi her zaman koruma sağlamaz. Bir başka önemli nokta da şudur: Kefil borcu ödedikten sonra borçluya dönebilse de, uygulamada asıl borçludan tahsil yapmak her zaman kolay olmaz.

Kefil olacak kişilerin şu soruları mutlaka sorması gerekir: Borcun toplam limiti nedir? Faiz ve masraflar dahil midir? Kefalet adi mi, müteselsil mi? Borç ne zaman doğacak, ne kadar sürecek, hangi sözleşmeye bağlı?

Sonuç olarak kefillik, duygusal güven ilişkisiyle değil, hukuki sonuçları bilinerek üstlenilmelidir. İmza atmadan önce sözleşmenin tamamı dikkatle incelenmeli; mümkünse profesyonel hukuki görüş alınmalıdır. Çünkü bazen asıl borçlu değil, en büyük yükü kefil taşır.

02E90452 Fbec 4505 B571 948203007C3E