GAZETECİLİK VE AHKÂM KESME HASTALIĞI(!)

Gazetemiz köşe yazarının 10 Ocak için yazdığı makale teknik nedenlerden kaynaklı olarak bir gün geç yayınlanmıştır.

GAZETECİLİK VE AHKÂM KESME HASTALIĞI(!)

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olduğu için yine beylik laflar dolaşacak ortalarda. Böyle bazı kelli felli adamlar ve zarif hanımefendiler haşin bakışları içeren pozlarla ahkâmlar kesecekler. İşte gazeteci şöyle olmalı, böyle olmalı diye döşeyecekler yazıları. Birkaç da örnek gazeteci ismi zikrederek günün anlam ve önemini doruklara taşıyacaklar. Yok merak etmeyin, bunları söyleyerek kendi ahkâmım için altyapı hazırlamıyorum!!! Zaten gazeteci falan da değilim. Ama bir can sıkıntısı veyahut bir şan sıkıntısı da değil benimkisi. Olsa olsa belki yürek sıkıntısıdır bendeki. Geçmek bilmez bir yürek sıkıntısı diyelim. Filozofun dediği gibi; "İnsan düşüncesi ağzı sıkıca kapatılan bir şişenin içindeki arı gibidir. O şişenin kapağı açılmadığı sürece vızıldar durur." Bundan dolayı açıkçası hep merak etmişimdir insanın niçin kendisini bir şişenin içinde görmediğini. Ve daha da önemlisi neden konuşamadığını hep üzülerek düşünmüşümdür. Acaba kaç yüzyıl daha yaşamayı düşünüyorlar? Ya da büyüyünce ne olmayı hedefliyorlar diye kafa yormuşumdur hep(!) Demek ki gözleri yükseklerde(!)

Kendi düşünsel dünyasının iyi bir şairi olduğundan dolayı çok saygı duyduğum Necip Fazıl Çile isimli şiirinde der ki; "Ver cüceye, onun olsun şairlik; şimdi gözüm büyük sanatkârlıkta." Peki bizim gözümüz nerede acaba? Birkaç ufak sözün büyüsüne kapılıp kendimizi nereye kadar büyüteceğiz? Ya da nereye kadar küçülteceğiz? Her neyse ne desek nafile. Bazıları yine kendisini birilerinin kollarına atıp büyük görünmenin derdinde olacak!!! Umarım bu yazıda ben de ahkâm kesmemişimdir(!)

Kalın sefa ile küçük görünüp büyük düşünen canlar.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER